İlk kez onu gördüğümde, bakışlarından ışık damlıyordu, öylesine ki sanki seher vakti ay ışığı, sabahın gözyaşında vücut bulmuştu. Ve ay, kahverengi gözlerinin derinliğinde yüzüyordu, bir parıltı aynası gibi, gözbebeklerinin karanlıklarında kadim sırları yansıtıyordu. Sanki o, kutsal bir bedene bürünmüş ayın insanî bir türüydü; ışıktan yaratılmış bir beden, yıldızların gümüşüyle yoğrulmuş bir ruh. Her adım attığında, toprağın çamuru ay ışığının sessizliğine dönüşüyordu, ve her kelimesi, gece şelalesinin melodisi gibi ruhu yıkayıp arındırıyordu. 🪷