الموت ليس شيئًا غريباً، هو موعدنا الذي لا نخافه، نلتقيه بكل شجاعة. Ölüm garip bir şey değil, korkmadığımız ve onu tüm cesaretle karşıladığımız randevumuzdur الحزن الذي نشعر به ليس بسبب رحيل الأحبة، بل لأنهم أخذوا معهم جزءًا من أرواحنا. Yaşadığımız üzüntü sevdiklerimizin gitmesinden değil, ruhumuzdan bir parçayı da yanlarında götürmüş olmalarındandır ولو كانوا يعرفون مقدار الألم الذي يتركونه خلفهم، لربما فضلوا البقاء ولو للحظة أطول. Arkalarında ne kadar acı bıraktıklarını bilselerdi bir an daha bile orada kalmaya tercih edebilirdi لكن، الحزن ليس سوى ترجمة صادقة لتلك المحبة النقية التي جمعتنا بهم، وهو ما يبقى معنا حتى بعد رحيلهم.". Ancak üzüntü, bizi onlarla buluşturan, onlar ayrılıştıktan sonra bile bizimle kalan o saf sevginin samimi bir tercümesinden başka bir şey değildir.”